Ahmet Durul |
20 Sene Pars McCann Yöneticiliği, 10 Sene Evyap Pazarlama Koordinatörlüğü, 10 Sene Galatasaray ve Yeditepe Üniv. Öğretim Üyeliği. Reklam ve Pazarlama ile Geçen 40 kusür Sene. |
Tasavvufi bir şiir üzerine çalışmalar
Hak şerleri hayr eyler: Başıma ne gelirse iyi ya da kötü, bunda benim için iyi olan bir şeyler var. Bana yol gösteren, fırsatları işaret eden. O olay olmasaydı hiç düşünmeyebileceğim fırsatları ortaya çıkartan ve zorla da olsa bana değişik deneyimleri yaşatacak, almayacağım riskleri aldıracak, benim gelişmemi, olgunlaşmamı sağlayacak bir şeyler var.
Arif anı seyr eyler: Biz buraya üç boyut ve zaman alanı içinde var olabilme deneyimini yaşamaya geldik. Bu nedenle başımıza gelen olaylar önceden programlanmış bir “show” ve biz burada aktif birer izleyiciyiz. Olayları yaşayacağız. Gözlemciyiz. Şahidiz. İyi veya kötü diye bir şey yok. Her kes bizim öğretmenimiz ve her şey bizim dersimiz.
Mevla görelim neyler / Neylerse güzel eyler: Bütün güç ve kuvvet Allah’ın. Bizler O’nun elinde bir fırçayız. Biz yazıyoruz ama yazdıran O. Bizler yayız oku atan O. Ve ondan daha iyi kim yapabilir. Ne oluyorsa bu anda bize iyi görünmese de iyi oluyor çünkü o hikayenin sonunu biliyor. Bu nedenle ne yaptıklarından suçluluk duy, ne de gelecekten endişe duy. Olan neyse olabilecek en güzel şekliyle oluyor. Sen rahat ol
Sen Hakk’a tevekkül kıl / Teslim ol ve rahat bul / Her işine razı ol: Sen yaptığın işlerin neticesini düşünme. Önüne ne gelirse, bildiğin en iyi şekilde o işi yap ve değerlendirilmesini Allah’a bırak. Çünkü sende O’nda olan bilgilerin verilerin hiçbiri yok. Olan ve karşına çıkan her şeyi şikayet etmeden kabullen ve kendi isteğin olarak gör. Olanın başka türlü olmasını isteme. Olan hiçbir şeyden sen mesul değilsin, sen sorumlu da değilsin. Senden tek beklenen olanın olduğu gibi olmasına imkan vermek. Her şey programlandığı gibi oluyor ve bizler de kendimize yüklenen programlara(Genlere), içinde yetiştiğimiz şartlanmalara ve bize düşüncelerimizle verilen uyarılara göre gereken neyse onu yapıyoruz. Suçluluk yok, pişmanlık yok, endişe yok. Rahat ol. Korkmadan yaşa, olacak olan zamanı gelince olacak ve iyi olacak.
Deme şu niçin şöyle / Yerindedir ol böyle / Bak sonuna seyr eyle: Hiçbir şeyi sorgulama olan her şeyi tercih kullanmadan kabul et. Sonunda her şeyin neden olduğunu göreceksin.Tabii bu arada senin için doğru olan her şey karşında ve çevrende olan herkes için de doğru. Kimseyi suçlama, kimseden nefret etme, kıskanma. Allah’ın herkes için ayrı bir planı var. Sen sadece seyret.
Dil’den gamı dur eyle / Canınla huzur eyle / Tevfiz-i umur eyle: Şikayet etme. Gevşe, Huzura er ve acele etme
Bir işi murad etme / Olduysa inad etme / Haktandır o reddetme: Olanı öylece kabul et. Olanın başka türlü olmasını isteme ve hayata beklentilerin olmadan, geçmiş tercihlerin olmadan tam bir rıza haliyle kucak aç. Sürprizlere açık ol.
Hiç kimseye hor bakma / İncitme gönül yıkma / Sen nefsine yan çıkma : Hiçbir şeyi “Ben yaptım, ben başardım” deme. Kimseyi suçlama ve başarısız görme. Kibirlenme, böbürlenme çünkü sen hiçbir şey yapmıyorsun. O gücün de yok. Herkesin de böyle olduğunu bil. Bilerek kimseye zarar verme.
Geçmişle geri kalma / Müstakbele hem dalma / Hal ile dahi olma: Geçmişi, geleceği ve hatta bu günü dahi bırak, bu ana odaklan, şimdi bu anda burada ol. Geçmişi ve geleceği olmayan kişi oıl. Geçmişin etiketlerini, sloganlarını, geleceğin sorunlarını kafandan sil. Bu ana yoğunlaş
1.Bu işyerinde:Büyük Patron:MÜŞTERİdir
2.Tek amacımız vardır:Müşteriye Hayatı Kolaylaştırmak
3.Yaptığımız her şey:Müşteriye Kendini İyi Hissettirmekiçin
4.Bu iş yerinde bütün çalışanlaraGönüllüÇalışıyorlarmışgibi davranılır
5.Bu iş yerinde çalışanlar kendlerini İş Yerinin Sahibigibi görür ve öyle çalışırlar
6.Bu iş yeri, her yerindeki yeşillikler, kafeste kuşlar ve akvaryumda balıklarla,Yaşayan, içinde Hayat olan bir ortamdır.
7.Bu iş yerinde kimseOdada ve Masada Oturmayı Sevmez
8.Her şey, (Yazışmalar, toplantılar, plan ve programlar, sistemler v.s.) Sade, Basit, Az ve Kısaolmalıdır
9.Üç Kalite işletmenin en önemli üç konusudur:1.Müşteriye Sunulan Hizmetin Kalitesi 2.Üretilen Ürün veya Hizmetin Kalitesi 3.Çalışan İnsan Kalitesi
10.Tasarım, Tasarım, Tasarım
11.Bu iş yerinde araştırma çok önemlidir amaÖn Seziler ve Ön Görülerde aynı değerde önemlidir.
12.Bu iş yerindeDetay en çok dikkat edilen konudur,
13.Bu iş yerinde her bölümün ortak çalışma prensibi DüşükMaliyettir
14.Bu iş yerinde ”Hayır” Sadece Şimdi Değil Anlamına Gelir
15.Bu iş yerinde sorunlar ilgili konununUzmanlarından Kurulu Esnsk Proje Guruplarıyla veOdaklanma Prensipiçözüme getirilir
16.Bu iş yerindeHız Her Şeydir
17.Bu iş yerinde Her Şey Sıradışıdır. En sevilmeyen şeySıradan Olmaktır
18.Bu iş yerinde herkesin uyguladığı çalışma kuralı:Erteleme, Şimdi Yap Bitir
19.Bu iş yerinde kullanılmayan sözcük:İmkansız
20.Bu iş yerinde en sık sorulan soru:Bu Konuda Sizin Fikriniz Nedir?
21.Bu iş yerinde en sık yapılan uyarı:Burası Bit Pazarı mı? Her Şeyi Hemen Yenileyin
22.Bu iş yerinde en merak edilen şey:Rakipler Ne Yapıyor?
1. Kendinle ol, kendi işine bak. Üç türlü iş vardır. a)Tanrının işi (Yerçekimi, deprem, su baskınları, Havanın sıcaklığı …vs). b)Onların yani başkalarının işleri ve c)Kendi işin. Tanrı’nın işi O’na aittir kimse karışamaz. Ama biz çoğu kez kendi işimizde değil, başkalarının işlerinde oluruz.Aslında başkalarına hiçbir etkinlikte bulunamayız. “Yağmur yağacak, bizim kız pardesüsüzdü, üşütmese bari” “Trafik var, uçağa yetişemezlerse ne olacak?” “Komşunun bahçesindeki ağaç budanmak istiyor) bu düşünceler bizi başkasının işine getirir, boşu boşuna enerji ve zaman harcatır. Sıkıntıda olduğunda bir bak bakalım kimin işindesin, kendi işine dön sorun kalmaz
2.Şimdi burada, bu anda ol, Kendini sıkıntıda hissettiğin zaman bak bakalım hangi zamandasın? Ya geçmişte ya da gelecektesindir. Çünkü şimdi bu anda hiçbir sorun yoktur. Geçmişi bir endişe ve pişmanlık kaynağı olmaktan çıkart. “Keşke şöyle yapsaydım” yerine “bir daha şöyle yapacağım” de. Geleceğe gelince de, yarının sorunlarını bugün elinde olan imkanlarla çözemezsin. Çözümler sorunla birlikte yarın karşına gelecektir. Çocuk doğunca, içeceği süt de annenin memesinden gelir. Sıkıntıda isen, bak hangi zamandasın. Şimdi bu ana gel, sorun kalmaz
3.Şartlanmalara dayanan klişe (Şöyle olmalı, böyle yapılmalı gibi) düşüncelere teslim olma Çoğu kez hiç sorgulamadan otomatik olarak şartlanmalara bağlı düşüncelerle, kendimizi sıkıntıya sokarız. (21 yaşındaki oğlum Ethem cumartesi akşamı arkadaşlarıyla bir Diskodadır. Eşim Ayşe içerden bağırır “Saat 12 yi geçti. Çocuklar gece yarısı evde olmalı, telefon et de Ethem eve gelsin” Ben telefon ediyorum, “Ethem, saat 12 yi geçti eve gel” Karşıdan cevap “Neden?” Evet, çocuk haklı “Neden?) Klişe söylemler, senin şartlanmaların sonunda oluşur. Senin ağzından konuşan sen değil, annen-babandır, büyük annendir, teyzendir. Bunları söylerken sesin bile onların sesine benzeyebilir. Bu düşünceler içini yer bitirir. Bu söylemleri söylemeye başlayınca kendine sor: “Kim konuşuyor?”
4.Zanla, önyargılarla kimseyi suçlama. Yargısız infazla kişileri ve olayları etiketleme Olayın ne olduğunu tam anlamadan, yeterli veriyi toplamadan, işin iç yüzünü de bilmeden zanna dayalı fikirlerle senaryolar yazarsanız, kendinizi yok yere üzersiniz. Çaresi işin iç yüzünü sormak ve gerçeği öğrenmek
5.Beklentilerle gelecekteki hayatını daraltma Geleceğe dair beklentilerimiz, geçmişteki düşüncelerle oluşturulur. Dolayısıyla, geleceği geçmişle yaşamayı umarız.Ama gelecek bize yeniliklerle gelir. Biz beklentilerimize odaklandığımız için gelen birçok güzelliği göremeyiz. Gelecek çoğu kez bizim beklentilerimizden çok farklı şeyler sunar ve biz hayal kırıklığı yaşarız. Çözüm, hayata bir çocuğun masum ve bilgiye açık gözleriyle beklentisiz bakmak
6.Hayatında olumsuzu değil olumluyu vurgula
7.Başkalarının onayları ve beklentileriyle hayatını yönlendirme
8.İç dünyandaki sorunları, dış dünyanın imkanlarıyla sonuçlandırmaya çalışma Yeni bir araba, daha büyük bir ev, yeni bir sevgili seni bir süre içiin mutlu eder gibi görünür. Aslında mutsuzluğun uyuşturucu ile bir süre uyutulmuştur ve bir süre sonra mutsuzluk evvelkinden daha üst seviyede tekrar ortaya çıkar. Çaresi isteklerini elde etmek değil, isteklerinin elinde olanlar olduğuna ikna olman ve “daha” yerine “yeter” diyebilmendir
9.Olanı olduğu gibi kabul et, başka türlü olmasını isteme. Şikayet etme
Bu değerlendirme, kişisel bir değerlendirme olup, herkes kendi kendisini değerlendirecektir. Aslında bu, son derece gerçekci bir değerlendirmedir, çünkü senin değerin, sen kendini nasıl görürsen o kadardır. Seni senden iyi kimse değerlendiremez. Ayrıca, zenginlik ve başarı tamamen sübjektif bir olaydır. Sunulan sistem basit fakat görüleceği gibi, çok geniş kapsamlıdır. Bu model, hayatımızı, kendi kontrolümüzde olan ve konntrolümüz dışında bulunan faktörlerin şekillendirdiği gerçeği göz önüne alınarak hazırlanmıştır Şimdi, kısa bir süre, kendi başınıza kalacağınız bir ortam bulun ve “Kendi Değerinizi Hesaplama” KDH sistemini çözümleyin. .
TANIMLAR:
“AKIL YÜREK BİLEK” Bölümü, hayatımıza kendi gayret ve çabalarımızla, kurduğumuz ilişkilerle ve kendimizi eğiterek katacağımız değerler bölümüdür. Bir çok özellik ve faaliyetin bir arada yürüdüğü bu bölümde, detaylardan kaybolmamak için fazla ayrıntıya girmeden değerlendirmeler yapılacaktır. Bu bölümü meydana getiren başlıklar şöyledir:
-ÖZ DEĞER: Kendine karşı olan sevgin, saygın, güvenin ve inancın dan kaynaklanan, kendi varlığınla ortaya çıkan değerlerin.
-KİŞİLİK DEĞERLERİ: Kişinin kendinde geliştirip ortaya çikardığı, güvenilirlik, dürüstlük, yaratıcılık, sabır ve sebat, cesaret gibi kişilik özellikleri
-ÜRETİLEN DEĞER: Kişinin çaba ve gayretleri ile ortaya çıkardığı, kazanımlar: Eğitim, işte kazanılan ünvanlar. kazanılan mal mülk para, sosyal sermaye, yaratılan çevre, patentler, buluşlar, sağlık, aile yapısı
“KADER KISMET” Bölümü, hayatımıza yön veren bir çok faktörün bizim kontrolümüz dişinda etkileri olduğu yatsınamaz bir gerçektir. Sahip olduğumuz bir çok değer, bir çabamız olmadan bizim olur yada olmaz. Bu tıp değerleri iki başlık altında toplayabilirz
-MİRAS DEĞER: Bize ailemizden miras kalan mal mülk para ve sosyal çevre bu değerleri oluşturur
-ŞANS DEĞER : Ne olduğunu bilmediğimiz ama varlığını etkisinden bildiğimiz, işleri zorlaştıran veya kolaylaştıran kişinin yoluna çıkan rastlantılar ve diğer açiklanamaz faktörler
NOTLAMA: Aşağıdaki formulde parantezlerle yaratılmış ( ) boşluklar içine, ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerinizi özetleyen, on üzerinden o-10 arası bir not verilecektir.
AĞIRLIKLAR: Her konunun gözlem ve deneyimlere dayanarak önemi bir çarpan olarak belirlenmiştir. Konulara verilen notlar bu ağırlık rakkamları ile çarpılarak konu değerleri bulunacaktır
DEĞERLENDİRME: Gerekli işlemlerin yapılması sonunda çıkan toplam değerin 75 veya üstü olması beklenilmelidir.
FORMÜL:
TOPLAM DEĞER:
3x( )ÖZ DEĞER + 2x( )KİŞİLİK DEĞERİ + 3x( )ÜRETİLEN DEĞER
+ 1x( )MİRAS DEĞER + 1x( )ŞANS DEĞER
Bu kişiler, görünüşte diğer insanlarla aynı gibidirler, ama biraz yakından izlenince farklı özellilleri olduğu görülür. Bu farklılıklar, sosyo-ekonomik, cinsiyet, meslek, eğitim gibi faktörlerle ilgili değildir. Bu özellikleri kısa kısa sıralayalım:
1.Bu kişiler hayatı ve ona ait herşeyi severler. Olanın önlenemez oldugunu bilir, başka türlü olmasını isteyerek, vakti boşuna harcamazlar. Şikayet etmezler. Onlarla beraber olduğunuzda ne bir homurdanma, ne bir söylenme, ne de bir iççekme duyamazsınız.
2.O anda ne oluyorsa (yağmur, güneş, trafik, eğlenceli bir parti…) onu olduğu gibi kabul eder ve o anda gereken neyse onu yaparlar. Her durumda olumlu bir yan bulup ona odaklanır, değiştiremiyecekleri şeylerin hayatlarını karartmasına izin vermezler. Olan her şeyde zevkini çıkartacak bir fırsat bulur, onu ortaya çıkartırlar. Onlara,”Neyi sevmezsiniz? ” diye sorarsan cevaplamakta zorlanırlar
3.Bu kişiler, hiçbir geçmiş olayın, bulundukları anı görmelerine, yaşamalarına engel olmasına imkan vermez, geçmişi bu güne taşımazlar. Onlar için “Yaşanmış, yaşanmıştır.” Bütün dikkatlerini bu güne verirler. Bu bilinçle başkalarını da suçlamaz, geçmişle döğünmek yerine ondan ders almaya çalışırlar.
4.Bu kişileri kızdıramazsınız. Gereksiz gördükleri tartışmalara girmezler. Sizi göz ardı ederler. Rahatsız olacaklarını anlayınca ya konuyu değiştirir ya da yanınızdan uzaklaşır giderler.
5. Bu kişilerin, gelecekle ilgili hiçbir endişeleri yoktur. Ellerinde hiçbir bilgi (data) bulunmadığı için, hakkında hiçbir şey bilemedikleri bir geleceğin, yaşadıkları anı bulandırmasına imkan vermezler. Yarının sorunları, yarın geldikleri zaman çözümlerini de bereberlerinde getireceklerdir.Bu kişiler ne geçmişte ne de gelecekte değil, şimdide yaşarlar. Bilimmeyenden korkmazlar. Hayatta en büyük riskin, risk almamak olduğunu bilirler. Yeniyi denemeye her an hazırlardır. Belirsizlik onları rahatsız etmez.
6.Bu kişiler erteleyici değillerdir.Yarın için bu günü harcamazlar. Şimdi bu anı yaşarlar. Yarını da, şimdi bu an olunca yaşarlar.
7.Bağımsızlık onlar için çok önemlidir. Her ilişki de bağımsızlığın korunmasına önem verirler. Bütün ilişkilerinde, herkesin kendi kararını kendi vermesi hakkına saygı gösterirler. Sevdiklerine hiç bir değeri empoze etmezler.
8.Kişinin kendine özel, başkalarına kapalı gizlilik alanlarının olmasının gerekliliğini kabul ederler. Zaman zaman yalnız kalmayı ister ve kendi özel dünyalarının ayrıcalığını hep korurlar. Başkalarının da özel alanlarına saygı gösterir ve onlara da alan bırakırlar.
9.Aşk ilişkilerinde seçicidirler. İlişkileri, birbirlerini bağlayıcı, esir alıcı değil, özgür bırakıcı, birbirini sömürücü değil besleyici özelliklerinde dir. Bağımlı ve karşısındakini sömürerek yaşayan sağlıksız kişilerin onları sevmesi zordur çünkü buna müsade etmezler.
10.Kendi değerlerini bilirler. Başkalarının onayını ve alkışını beklemezler. Yaptıklarını başkaları beğenmiş ya da beğenmemiş aldırmazlar. Çünkü yaptıklarını önce kendileri için yapmaktadırlar.İnsanların kendilerine yönelttiği sözleri ve davranışları anlamaya çalışır ve objektif bir gözle değerlendirirler. Ama kişisel almazlar.
11.Hayata ve onun getirdiklerine gülerek bakarlar. Hemen her durumda gülünecek bir şeyler bulurlar.Ve gülümsemenin ne kadar güçlü ve ne kadar bulaşıcı olduğunu bilirler. İnsanlara gülümserler, insanlar da onlara gülümser. Hayata gülümserler, hayat da onlara gülümser.
12.Doğaya aşıktırlar. Açık havayı, dağları nehirleri,çiçekleri, ağaçları, bütün hayvanları severler. Hayatta güneş batışı, mehtap, derin bir nefes gibi muhteşem şeylerin bedeva olduğunun farkındadır. Gece kulüpleri, tavernalar, partiler, bulunduğu zaman zevkini çıkardığı ama fazla tercih etmediği alanlardır. Yemeği sever fakat her şey gibi fazlasının bedene yük olduğunu bilir.
13.Gereksiz ve faydasız çatışmalardan kaçarlar. Her zaman insanlara yardımcı olmaya çalışır ve onlar için hayatı kolaylaştırırlar. İnsanları dış görünüşleri ile değerlendirmezler. Çoğu kez karşılarındaki şişman mı, zayıf mı, uzun mu kısa mı farkında değillerdir.
14.Hastalıklı değillerdir.Kolay kolay yatağa düşmezler. Yorgunum, hastayım, çok kötüyüm diye yakınmazlar. Hendilerine bakar, sağlıklı yer, sağlıklı beslenirler.
15.Bu kişiler başkalarını suçlamaz, başkalarının ne yapması ya da yapmaması üzerine konuşmalarla vakit geçirmeyi sevmezler. Başkaları hakkında kötü konuşmak onları rahatsız eder
16.
12.
1. ÜMİT ve KORKU Ümit, bir insanın var olabilmesi için gerekli yaşam enerjisidir. Ümit bitince yaşam da biter. Korku ise yaşamımızdaki uyarıcı ve koruyucu ikaz işaretleridir. Korku olmazsa yaşam çığrından çıkar, tehlikelere karşı zamanında önlem alınmasına imkan olmaz. Dikkat edilecek nokta, korkunun bizi paralize etmesini önlemek ve korkudan korkmamaktır.
2.SEVGİ ve ŞEVKAT Evren, Tanrı’nın sevgi enerjisinin yoğunlaşmasıyla oluşmuştur. Evrenin temel maddesi sevgidir ve sevgi evrendeki en etkili güçtür. Sevginin gücü canlı cansız her şeyi etkileyen, evreni ayakta tutan tek faktördür. Yıldızllar sevgi ile parlar, sevginin gücüyle yörüngelerinde hareket ederler. Yeryüzünde yaşam sevginin eseridir. Sevgi, biz seversek var olur. Ve sevmek önce kendimizi sevmemizle başlar. Şevkat, sevgi enerjisinin koruyucu, iyileştirici, yetiştirici özelliğinin ortaya çıkışıdır.
3.SABIR ve SEBAT Sabır, bir şeyin olması için gereken zamanı sağlayan, var oluşun gerçekleşmesi için gerekli alanı yaratan güçtür. Sebat ise vazgeçmeme halidir ki sabır ve sebat olmadan hiçbir iş tamamlanamaz. Hiçbir mücadele kazanılamaz.
4.GÜLERYÜZ ve NEZAKET Güleryüz yaşamı positive çeviren ve her kapıyı açan sihirli anahtardır. Gülümseme bulaşıcıdır. İnsanlara gülümse onlar da sana gülümser. Hayata gülümse, hayatta sana gülümser. Nezaket, saygı göstermek karşındakinin var oluşunu kabul etmek ve ona yaşam alanı bırakmaktır ki aynı şekilde karşı tarafa yansır. Nezaketi önce kendimize, sonra karşımızda ve çevremizdekilere ve nihayet bütün evrene göstermeliyiz. Bunu yaptığımızda aynen bize geri yansıyacaktır. Dünyamızı yok olmaktan kurtaracak tek şey nezakettir.
5. CESARET ve GAYRET Yaşamda sorumluluğu üstlenmek ve bir şeyler yapmak, insiyatifi ele almak ve değişim için harekete geçmemiz ancak cesaret ve gayretle mümkün olabilir. Cesaret ve gayret, risk almamızı, Kendimizi zorlayarak kişilik ve güvenlik sınırlarımızı aşmamızı ve büyümemizi, sağlayan faktörlerdir.
6.ÖĞRENMEK ve HİZMET Bizler bu dünyaya öğrenmeye ve üç boyut ve zaman sınırları içinde yaşama deneyimini ve eğitimini yaşamaya geliyoruz. Yaşamımız boyunca öğrenmeli ve öğrendiklerimizle içinde yaşadığımız bu dünyaya yeni değerler katmalıyız.
7.RIZA ve ADALET Rıza, elimizde olanı görmek ve pozitife odaklanmak, olanı başka türlü olmasını istemeden öylece kabullenmek, değiştirilemiyecek olanı boşa enerji harcamadan kabul etmek, şimdi bu anda burada olanı oldoğu gibi yaşamaktır. Rıza, şükretmektir. Adalet kendi haklarını ve başkalarının haklarını savunmak ama her şeyden önce affetmektir .
8. TEVAZU VE EDEB Kendini bilmek, haddini bilmek, sınırlarını bilmek, kulluğun şartlarını yerine getirmektir
Adam, ormanda dolaşırken, çalıların arasında bir tilki görmüş. Ama bu tilkinin dört ayağı da sakatmış. Adam, bu tilki böyle nasıl yaşıyor, merak etmiş. İzlemeye başlamış. Birden çalıların arasından ağzında bir tavukla bir aslan çıkmış gelmiş. Aslan tavuğun yarısını tilkiye vermiş, diğer yarısını kendi yemiş ve çekip gitmiş. Adam bu mucize karşısında donmuş kalmış. “Allah’ım” demiş, “Sen kullarını nasıl koruyup kolluyorsun. Ben de sana teslim oluyor ve kendimi sana bırakıyorum.” Ve gitmiş bir ağacın altına oturmuş, beklemeye başlamış. Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş hiçbir şey olmamış. Adam açlıktan ölecek. Ellerini açmış, göğe seslenmiş “Allahım beni görmüyor musun?” Gökten bir ses gelmiş: “Görüyorum da şaşırıyorum, neden sakat tilkiyi taklit ettin de, o yiğit aslanı taklit etmedin?”
Sık sık kendinize bakın. Kimi oynuyorsunuz, tilkiyi mi, aslanı mı? Ne zaman birilerinden bir şeyler bekliyorsanız bilin ki siz topal tilkisiniz. Bırakın bu rolü, siz yiğit aslan olun.
Artık insanlık SON ÇAĞ’ı yaşıyor. Her son, yeni bir başlangıcı müjdeler, ve ne geleceğinin izleri bu çağın içinde görülebiliyor. Bu çağa biraz yakından bakalım.
SON ÇAĞ’ın özellikleri şunlar:
1. Son, yani “Final” hiç de kötü bir şey değildir. Sporda, final, bir turnuvanın en heyecanlı, en ilgi çeken, en zor ve en zevkli bölümüdür. Bir senfoninin finali, o eserin en görkemli bölümüdür. Yemeğin en lezzetli bölümü, sonda yenilen tatlıdır. SON ÇAĞ, İNSANLIĞIN YENİDEN YAPILANMA ÇAĞIDIR. Bu çağda yaşamak ve değişime şahit olmak, bir ayrıcalıktır. Zevkini çıkarın ve sadece izleyici olarak kalmayın, bu son sahnede rol alın ve “Oscar’lık bir performans ortaya koyun.
2.Son Çağ, bir BİLGELİK ÇAĞI’dır. Bilgelik, bilgiyi özümlemek demektir. Kitap yüklü bir eşek, odun yüklü bir eşekten daha bilge değildir. Bilgi sayarda, Google’da ki bilgi, bilgisayar senin de olsa, seni bilge yapmaz. Şimdi bilgiyi özümleme ve yaşama uygulama zamanıdır. Bu zamanda YAŞAMAK, ÖĞRENMEK demektir. Bu zamanda, ne dostlarımız var, ne de düşmanlarımız. Onların hepsi bizim öğretmenlerimiz.
3.Son Çağ, HAYALLER VE RÜYALAR ÇAĞI’dır. (Son yılların en büyük gişe hasılatı yapan filmleri: Herry Potter, Avatar, Örümcek adam)Sol beyinden sağ beyine geçiş zamanıdır. Bu devirde yaptığın herşey doğrudan duyulara hitap etmeli. Her şeyde: “GÜZEL KOKU, GÜZEL TAT ve RENK, RİTHM (SES) HAREKET” olmalı. Bu devirde herkes ya pasta börek yapıyor ya da koroda şarkı söylüyor. Bu çağda sözlüklerden “İmkansız” sözcüğü kaldırıldı. Bu çağda, hayallerin seni korkutmalı.
4.Son çağ YÜKSEK HIZ ÇAĞI’dır. Her şeyi, BASİTLEŞTİR, AZALT, KISALT. Ne düşünmeye vakit var ne de değerlendirmeye. Kısa devre yap, aradan beynini de, kendini de çıkart ve ne yapılması gerekiyorsa onu yap.
5.Son Çağ, bir “SHOW ÇAĞI”. Her şey bir “Show Bussiness”. Yapılan her şeyde: ANLAM (Amaç ve Heyecan), DESIGNE (Estetik, Güzellik, Yenilik) ve FUN (Eğlence ve Macera) Bir arada olmalı.
6.Son Çağ, bir TEK ZAMAN ÇAĞI. Artık ne geçmiş kaldı, ne de gelecek. Yalnız şimdi bu an var. Bu çağda, zaman, sahip olduğun tek değerli şeyin. Bu çağda hiç bir şeyi ERTELEME. Ne yapılacaksa, şimdi yap, bitir işi.
7.Son Çağ, bir POZİTİF ENERJİ ÇAĞI. Bu çağda hep pozitifi vurgula. Karanlıkla boğuşma, önce kendi mumunu yak, o mumlada diğer mumları. Ve bak, yok oldu karanlık.
8.Son Çağ, BİR AŞK ÇAĞI. Çünkü en güçlü pozitif enerji, Aşk ve Sevgi.
Kısacası: Bu çağ zevkli bir çağ. Ve bu çağı sizlerle yaşamak ayrıca çok zevkli
LLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLL
Bugün 29 Haziran 2011 Bundan tam 67 dünya yılı önce, (Aslında bir de 9 ay evveli var ama, şimdi karıştırma…) Tanrı ile Tanrı’daki yolculuğumda, Dünya denilen bu sanal otele “check-in” yaptım. Yolculuğumun bu bölümü çok iyi planlanmış. Burada, Tanrı’nın sevgi enerjisinin yoğunlaşmasıyla oluşmuş. Harika bir show izliyorum.
Bu arada, itiraf edeyim ki, servis de mükemmel: Bütün ihtiyaçlarım karşılanıyor. Nerede olmam gerekiyorsa tam zamanında orada oluyorum. O anda ne olması gerekiyorsa o oluyor. Karşılaşmam gereken kim varsa, tam zamanında tam yerinde Karşımda oluyor. Ne zaman yardıma ihtiyacım olsa, yardım geliyor. Ne zaman karanlıkta kalsam, mutlaka bir ışık Yolumu aydınlatıyor.
Anlayacağınız, her şey iyi, güzel; ama “check out” vakti yaklaşıyor. Tanrı ile Tanrı’daki yolculuğum devam edecek Ne zaman, bilmiyorum ama Hissediyorum, yolculuk yakında. Yol hazırlığı başlayınca, telaşa gelir, unuturum diye Şimdiden, bir veda yazısı yazdım
Önce özür diliyorum:
“Yap” dediği şeyleri yapmadığım,”Yapma” dediği şeyleri yaptığım için. Tanrı’dan özür diliyorum. Hele, Tanrı’dan aldığım gücü, kendi gücümmüş gibi kullandığım için O’ndan nasıl özür dileyeceğimi bilmiyorum.
Kullandığım, yararlandığım bütün eşyalardan, onlara verdiğim zarardan dolayı özür diliyorum. Evrene yaydığım, attığım ve bıraktığım toksit atıklardan, pislliklerden dolayı, çevremden ve evrenden özür diliyorum
Bütün bitkilerden, koparıp, koklayıp attığım bütün çiçeklerden ve kestiğim, kesilmesine sebep olduğum her ağaçtan, onlara verdiğim zarardan dolayı özür diliyorum
Bilerek, bilmeyerek, kestiğim, öldürdüğüm, yediğim ve kötü davranıp acı çektirdiğim, işe koşup zorladığım, kendisine benden beklediği sevgiyi veremediğim bütün hayvanlardan, tek tek özür diliyorum.
Burada kaldığım sürede, yardımlarıyla olsun, çıkardıkları zorluklar ve engellerle olsun, hayatımda olumlu ve olumsuz roller üstlenerek benim eğitimime katkıda bulunmaya çalışan, yaşamım süresince karşılaştığım herkesden, onlara gereken nezaketi, sevgi ve saygıyı gösteremediğim için, tekrar tekrar özür diliyorum.
Özellikle de, ailemden, akrabalarımdan, iş arkadaşlarımdan ve öğrencilerimden onların sevgisine karşılık veremediğim, benden bekledikleri ilgiyi onlara gösteremediğim için özür diliyorum.
Ve teşekkür ediyorum:
Önce, babam Ethem Durul’a, annem Semiha Durul’a, Kardeşim Nadide Önen’e ve eşim Ayşe Durul’a bana verdikleri karşılıksız ve koşulsuz sevgi için tekrar ve tekrar teşekkür ediyorum.
En büyük iki öğretmenime, Zeynep ve Ethem’e çağrıma cevap verip bu dünyaya geldikleri için teşekkür ediyorum.
Okulda ve iş hayatında beni eğiten, bana destek olan, gelişmemi sağlayan değerli insanlara, sınıf arkadaşlarıma, hocalarıma, iş ortaklarıma, ağabey, abla ve arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Kendileri beni tanımasalar da, beni yetiştiren kitap yazarlarına, o kitaplardaki örnek aldığım kahramanlara, 13-14. yüz yıl Anadolu Bilgelerine, ve özellikle de Tom Peters’a, Bill Gates’e ve Steve Jobs’a teşekkür ediyorum.
Beni ben yapan dostlarıma, arkadaşlarıma, iş arkadaşlarıma, aradaki yaş farkına rağmen benim en yakın dostum olan öğrencilerime, Tweeter’daki, Facebook’daki, telefon defterimdeki, Mailbox’ımdaki bütün güzel insanlara, hayatlarının bir bölümünü olsun benimle paylaştıkları için teşekkür ediyorum.
Ve bütün bunları yaratan, yaşadığım senaryoyu yazan, beni elimden tutup bu oyunun içine koyan ve elini hiçbir zaman üstümden çekmeyen, her an yanımda benimle olan, sevgi enerjisi ile bu evreni oluşturan Allah’a, yine onun izniyle teşekkür ediyorum. Ahmet Durul